Elazığ İl Müftülüğü Tarafından ‘Nebevi Davet’ Konulu Konferans Gerçekleştirildi

Elazığ İl Müftülüğü tarafından ‘Nebevi Davet’ konulu konferans gerçekleştirildi.

Edibe Can Müftülük Sitesi Konferans Salonu’nda düzenlenen “Nebevi Davet” konulu konferansa Fırat Üniversitesi. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bilal Üstündağ, İlahiyat Fakültesi Dekanı Veysel Özdemir, Kurum Müdürleri, Sivil Toplum Kuruluşları, Din Görevlileri, Öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
Program sunuculuğunu Şube Müdürü Ali Gün’ün yaptığı program Müftü Yardımcısı Özer Cömert’in Kuran-ı Kerim tilavetiyle başladı.
Bir selamlama konuşmasını yapan İl Müftüsü Selami Aydın, İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a şükredemez. Geçmişini bilmeyende geleceğini inşa edemez. Elazığ İl Müftülüğü olarak bu hizmetleri yapmaya devam edeceğiz. Bizler asırlardır İslam’ın sancaktarlığını yapan tarihin akışına yön veren geniş coğrafyalarda medeniyetler inşa eden bir milletin evlatlarıyız. Bazen kendimizin kim olduğunu unutuyoruz. 20 milyon km² toprak vardı 780 bin km² topraktayız. Bizim gönül coğrafyamız var onlardan da elimizi çekmiş değiliz. Afrika’daki insanlarda umudunu bize bağlamış, yüzünü bize dönmüşlerdir. Bu nedenle her zamankinden daha çok birliğe beraberliğe ihtiyacımız var.


Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Halis Aydemir Konferanslarında:
Elazığ, bu güzide şehri daha önce hocam Prof. Dr. Mehmet Ali Sönmez beyefendiden uzun uzun dinledim. Kendisi ile beraber geçirdiğimiz on yıllık ibni Hibban tahkiki süresince her gün pazarları hariç on yıllık süre zarfında tabi yer yer konu konuyu açar muhabbet gelişir. Hocam hep bana fırsat buldukça memleketinden anlatırdı. Kendimi bu şehrin yetişdirği büyük bir alimin talebesi olarak gelmiş kabul ediyorum. Ona duyduğum derin hürmet ve saygıyı hissediyorum dedi.
Allah’ın elçisi (s.a.v.)’in hayatına giden yolda hocam Mehmet Ali Sönmez benim açımdan kapıyı açan kişidir. On yıllık süre zarfında Resulullah’la oturduk onunla kalktık, onunla yedik onunla içtik bu gönüllerin birlikteliğidir. Ben bugün karşımda gördüğüm bu ilgiyi ve alakayı Resulullah (s.a.v.)‘ a uzak bir mekandan gelip onu sevgi dolu gözlerle süzerken ama bir zaman sonra ayrılacağı kavminin yanına döneceği ve araya girecek olan asayiş yok yarım adada , araya bazı kabileler harami gibi giriyorlar. Yolu kesiyorlar. Haram aylarda mesela bazıları bir güven hissiyle gelebiliyor. Dedi ki Resulullah’a bir adam düşün ki, bir kavmi sevmiş ama onlara iltihak edemiyor. Sürekli onlarla beraber bulunamıyor. Onların yanında değil aslında bu soru üzerinden sorduğu kişi kendisi, sevgisini duyduğu ve aralarına katışıp onlarla hep beraber olamadığı kişide Resulullah ve etrafındakiler. Ne olacak bu adamın hali, seviyor ama onlarla beraber yaşayamıyor. Ne dersin bu adama dedi. Bu kişi iyi ki bu soruyu sordu. Çünkü bu soruyu yüz asır geçse de on asır geçse de bin asır geçse de okuyan her kişi duyduğu sevgiyle iltihak edemediği Allah’ın elçisiyle aradaki irtibatını ve akıbetinin ne olacağını ondan öğrendi.

Allah’ın elçisi buyurdu ki; Hepiniz bildiği o rivayette kişi sevdiğiyle beraberdir dedi. Bu şu demek, fiziki birliktelik değil esas olan eğer seviyorsak sevdiği kişiyle zaten beraberdir. Ona iltihak edip etmemesi meseleyi değiştirmez. Buradan anladık ki, kişinin kalbinden karşı kalbe bir yol vardır ve bu yol zamandan ve mekândan bağımsızdır. O yüzden Allah’ın elçisi (s.a.v.) nasıl davet etti, nasıl çağırdı, etrafıyla nasıl iletişim kurdu buna dair bazı şeylerin konuşulacağı böyle bir toplantıya bu ilginize o kişinin Resulullah’a duyduğu ilgi, alaka ve sevgiyle eşleştiriyorum. Resulullah’ın dilinden bu cevabı rivayet ediyorum. Kişi sevdiğiyle beraberdir. Onlar bir aradadırlar. Dolayısıyla Resulullah’la ona duyduğumuz sevgi dolayısıyla bir ve beraberiz.

Bugün bir konferansımız daha vardı. Bilginin dini ve gayri dini ayrımını yapmış olduğum bilginin bütünüyle Allah (cc)bize yaşattığı ve yarattığı her şey olduğunu o yüzden Hz. Nuh (as) dedi ki: Görmediniz mi? Allah (cc) yedi kat göğü yarattı, bakın kameri orda aydınlık , güneşi de orda ışık kaynağı kılmış, Allah sizi topraktan bir bitki gibi getirmiş, hikmetle onları çağırıyor. Neyiniz var sizin, Niçin Allah’a saygı duymaya yanaşmıyorsunuz? Bunu 1950 sene yapmış sabretmiş, diyor ki tek tek konuştum, bire bir konuştum teke tek, sonra açıktan orta yerde hepsini denedim. Bütün davet tebliğ yöntemlerini hepsini uygulamış. Allah (cc) Resulüne dedi ki; Onlar gibi sende sabret, onlar gibi olmak istiyorsan yolun süreci davet sürecidir. Hiçbir zaman kendimiz yaşayarak yetinip iyi olamayız. İyiliği başkasına ulaştırma kararlılığında olmayanlar, iyiliği kendilerinde de kaybederler. Çünkü iletimde kalırsa üzerinizden akım devam eder. Ama sizden sonrasına gitmiyorsa size de gelmemeye başlar.

Program İl Müftüsü Selami Aydın’ın Prof. Dr. Halis Aydemir ‘e filografi sanatı ay yıldızlı bayrak hediye ettikten sonra sona erdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.