Avukat Merve Arslan, Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş sonrasında gündeme gelen;  Möntrö Boğazlar Sözleşmesi’ni,  değerlendirdi

“Ukrayna’nın talebinin,   Rusya’nın Karadeniz’e kıyısı bulunması sebebiyle uygulanması çok güç…”

Özel haber: Faik Akgün

Avukat Merve Arslan, Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş sonrasında gündeme gelen;  Möntrö Boğazlar Sözleşmesi’ni,  değerlendirdi.  Ukrayna’nın, Türkiye’den boğazları kapatmasını istediğini hatırlatan Arslan,  bu talebin Rusya’nın Karadeniz’e kıyısı bulunmasından dolayı karşılanmasının çok güç olduğunu ifade etti.

“Atatürk’ün Üstün Dehası Sayesinde Hala Bu Sözleşmeden Yararlanmaktayız”

Montrö Sözleşmesi’nin imzalanma sürecinin nasıl gerçekleştiğini açıklayan Arslan; “ Lozan Barış Antlaşması sonrasında Boğazlar Sözleşmesi yapıldı. Ancak bu sözleşme, Türkiye’nin egemenlik yetkilerini kısıtlıyordu. Bir komisyon kurulmuştu. Başkanı Türk’tü fakat oy hakkı komisyonun diğer üyeleriyle eşitti. Lozan’a göre; boğazlar bölgesine Türk askeri yerleştirilemiyor, buralarda tahkimat yapılamıyor, savunma tedbirleri alınamıyordu. Asıl sorun da buydu. Yabancı askerler boğazlar bölgesinden çıkarılmıştı. Fakat bölgeye Türk askeri de sokulamıyordu. Hem Çanakkale Boğazı, hem Marmara Bölgesi, hem de İstanbul Boğazı savunmasız bırakılıyordu. Lozan’a göre bu bölgede, hiçbir istihkâm, hiçbir topçu tesisi, hiçbir deniz üssü olamazdı. Lozan’ın eklentisi olan bu sözleşme Mustafa Kemal Atatürk’ü rahatsız ediyordu. 1933 senesinde ,Hitler’in diktatörlük eylemleri sonucu Atatürk savunmasız bir boğazlar bölgesi olmasından daha da rahatsız oldu. Atatürk ileri öngörüsünü her zaman konuştuğumuz ve takdir ettiğimiz bir liderdir. Özetlersek ; Türkiye, Lozan’dan sonra bölgede koşulların değiştiği tezine dayandı. Koşullar değişince anlaşmalar, sözleşmeler de değiştirilebilirdi. Bu ilkenin uluslararası hukukta yeri vardır. “Rebus Sic Stantibus” kuralı bunu öngörür. 9 Kasım 1936 tarihinde Montrö Sözleşmesi ile Türkiye’ye, mutlak egemenlik devri yapıldı. Türkiye’nin, boğazlarda silahlanması sağlandı. 2. Dünya Savaşı’nın, ülkemiz açısından büyük yıkıcı etkilerinden bu şekilde kurtulduk. Lozan’dan sonra yapılan, Boğazlar Sözleşmesi’ne bağlı kalınsaydı tek bir Türk askerinin bile olmadığı, boğazlar bölgesinde neler olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Bu sebeple Möntrö çok önemlidir. Tarih tekerrürden ibarettir. Atatürk’ün üstün dehası sayesinde hala bu sözleşmeden yararlanmaktayız. “dedi

“Boğazların Kapatılması Sadece Duygusal Olarak  Verilebilecek Bir Karar Değil”

Türkiye’nin hangi şartlarda boğazları kapatabileceğini de açıklayan Arslan;  “Sözleşmenin 21. Maddesine göre bu mümkün. Türkiye kendisini, pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karşısında sayarsa , kendisi de savaştaymış gibi, savaş gemilerinin geçişi konusunda dilediği gibi davranabilecektir. Ancak bunu gerektiren bir somut durum henüz gerçekleşmemiştir. Ayrıca Rusya da Möntrö’ye taraf devletlerden biridir. Bu öyle kolay uygulanacak bir yaptırım değildir.

Türkiye böyle bir karar alırsa; sözleşmeye göre, taraf devletlere ve Milletler Cemiyeti Genel Sekreteri’ne, bir bildiri göndermelidir. Eğer Milletler Cemiyeti Konseyi, üçte iki çoğunlukla Türkiye’nin haklı olmadığına karar verirse ve sözleşmeyle bağlı devletlerin çoğunluğu da, aynı görüşte olursa Türkiye önlemleri kaldırmayı yükümlenir. Yani bu sadece duygusal verilebilecek bir karar değildir.” ifadelerini kullandı

19. Maddenin Rusya’nın Karadeniz’e Kıyısı Bulunması Sebebiyle Uygulanması Çok Güçtür”

Boğazların Rusya’ya karşı kapatılmasının çok güç olacağını ifade eden Arslan; “Möntrö üç konuyu dengelemektedir. Türkiye’nin kendi ulusal güvenliği, Karadeniz’de kıyısı bulunan devletlerin güvenliği, Karadeniz’de kıyısı olmayan devletlerin çıkarları… Ukrayna tarafından Möntrö Sözleşmesi’ne, atıf yapılarak resmi bir talepte bulunuldu. Ancak 19. Maddenin Rusya’nın Karadeniz’e kıyısı bulunması sebebiyle uygulanması çok güçtür. Türkiye kendi ulusal güvenliği ve uluslararası bağlılıklarını elbette ki gözetmek zorundadır. “ dedi.

“Türkiye Savaşın Bir Tarafı Değildir Ve Savaşa Çekilmemelidir”

Türkiye’nin savaşın bir tarafı olmadığını da hatırlatan Arslan; “Türkiye savaşın bir tarafı değildir. Savaşa çekilmemelidir. Ancak tamamen sessiz de kalmamalıdır. Bu aşamada, hem stratejik hem de hakkaniyete uygun iki devletle de, iyi giden ilişkilerimiz var. Özellikle Türkiye ile Rusya arasında bağımlı bir ticari ilişki de söz konusudur. Örneğin ; doğalgaz gibi… Bu çerçeveden bakılırsa; Rusya’ya işgalden vazgeçmesine ve ateşkese yönelik çağrılarda bulunmanın, çok daha doğru bir adım olacağını düşünüyorum. Çünkü ülkelerin bu durumda başkaca yaptırımları da olabiliyor biliyorsunuz. Rusya ve Ukrayna arasında derhal ateşkes sağlanmasını ve Rusya’nın işgalci tavrından vazgeçmesini temenni ediyorum. “ ifadelerini kullandı

“Ben Bu Durumdan Çok Rahatsızım”

Ülkemiz genelinde, bazı erkeklerin  Ukraynalı kadınlar üzerinden yaptığı çirkin mizaha da dikkat çeken Arslan, “ Sivil ölümlerinin önüne geçilmesi için, tüm dünya olarak tepkimizi ortaya koymalıyız. Beni en çok rahatsız eden konulardan biri de şu; ülkemizde bazı erkeklerin Ukrayna’lı kadınlar üzerinden, tecavüz mizahı yapmasıdır. Ben bu durumdan çok rahatsızım. Herkesin savaşa hayır demesi gerekirken, bu tür tiksindirici yaklaşımlardan kaçınmak gerekir. Ukrayna’da, üniversite okuyan Türk gençler açısından baktığımızda da endişe duyuyoruz. Savaşın birçok sonucu olacaktır. Her ne kadar, savaşa taraf olmasak dahi; ekonomik , sosyal ve birçok açıdan bizi etkileyecektir. Bu sebeple savaşın önüne geçilmesini temenni ediyorum. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; ‘Savaş zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir.’ dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.